Boşanma davasında çıplak görüntülerin delil olarak sunulması

Boşanma davasında çıplak görüntülerin delil olarak sunulması

Boşanma davalarında “özel hayatın gizliliğini ihlal suçu“nun işlenmesi oldukça sık rastlanan bir durumdur. Boşanma davalarında “özel hayatın gizliliğini ihlal suçu“nun işlenmesi sebeplerinden bir tanesi, karşı tarafın zina yaptığı iddiasının ispat edilmesi amacı ile boşanma davasında çıplak görüntülerin delil olarak sunulması durumudur.

Davalarda hangi delillerin sunulup sunulmaması gerektiği, dava stratejisinin nasıl yürütüleceği çok hassas bir süreçtir. Delillerin konunun uzmanı bir avukat tarafından hassasiyetle değerlendirilmesi şarttır.

Boşanma davasında çıplak görüntülerin delil olarak sunulması

Aile Mahkemesi karşısında, karşı tarafın zina yaptığını ispat etmek isterken, kişinin kendisini “özel hayatın gizliliğini ihlal suçu” şüphelisi olarak Ceza Mahkemesi karşısında “sanık” olarak bulması ihtimali vardır.

Delillerinizi avukat desteği almadan kullanmayın. Aman dikkat diyorum…

Konu ile ilgili emsal olabilecek bir Yargıtay kararını aşağıda bulabilirsiniz:

*

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2014/5070 E. 2014/19482 K.

“İçtihat Metni”

Tebliğname No : 14 – 2012/256163

Mahkemesi : Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesi

Tarihi : 27.06.2012

Numarası: 2012/2-2012/510

Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafınden temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kavuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

I- Sanığın, eşi olan katılanla aralarındaki boşanma davası sırasında, katılana ait olduğunu iddia ettiği, yüzü görünmeyen bir bayana ait çıplak görüntülerin bulunduğu CD’yi dava dosyasına sunduğu ve görüntüleri katılana ait olduğunu söyleyerek abisi tanık H.. C..’e izlettiği olayda; katılanın ifadesinde, suça konu görüntülerin kesinlikle kendisine ait olmadığı, sanığın görüntüleri kendi ağabeyine, dayısına ve kız kardeşinin eşi Sami beye de izlettiği, görüntüler nedeniyle sokağa çıkamaz olduğu, arkadaşlarınn kendisi için eşi Ahmet’in elinde Özden’in CD kayıtları onun elinde geziyor dedikleri, 17 yaşında kızı ve 24 yaşında oğlu olduğu, görüntülerin oğlunun önünde mahkemeye sunulduğu, oğlunun yüzüne bakamaz olduğu, 3 yıldır kanserle uğraştığı, sanık, kendisiyle boşanmak istiyorsa oturup normal knnuşabileceği, sanıktan şikayetçi olduğunu, tanık H.. C..’in ifadesinde, görüntüye baktığında çırılçıplak bir bayan gördüğü, bayanın da kim olduğuna dikkat etmeden kapattırdığını belirtmiş alması ve CD çözümüne ilişkin bilirkişi raporuna göre, CD içerisinde 27 adet fotoğraf bulunduğu, bu fotoğrafların hiç birinde, fotoğraftaki bayanm yüzünün görülmediği, fotoğraflardan 1 tanesinde, görüntüsü alınan bayanın bulunduğu yatağın üzerinde ikinci bir bayanın bulunduğu, görüntülerin tamamen porno görüntü mahiyetinde olduğu, görüntüleri alınan kişinin fotoğraf çekene doğru pozisyonu itiberiyle fotoğrafının çekildiğinden haberdar olduğunun anlaşıldığı, sanığın iddia ve savunma sınırını aştığı, katılana ait olmayan görüntülerin ifşa edilmesinin iddia ve savunmeya yararlı olduğundan söz edilemeyeceği gibi, sanığın eylemi iddia ve savunma hakkı kapsamında da değerlendirilemeyeceği ancak, görüntüler katılana ait olmadığından, sanığın, katılanı toplum içinde alenen küçük düşürücü, incitici, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikteki eyleminin, TCK’nın 125/1-4. maddesine uyan hakaret suçunu oluşturduğu ve bu suçtan sprum[u tutularak cezalandırılması gerektiği gözetilmeden suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek, olayda uygulama yeri bulunmayan aynı Kanun’un 134/2. maddesi uyarınca hüküm kurulması,

2- Sanık hakkında temel ceza tayin edilirken suçun işleniş biçimi ve kastın yoğunluğu gözetilip TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanun’un 3/1. maddesi gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi,

3- Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi tatbik edilirken, 3, fıkraya aykırılık oluşturacak şekilde TCK’nın 53. maddesinin (1). fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetki[eri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilme tarihine kadar” diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” devamına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

4- Sanık hakkında açılan davanın konusu olmadığı ve bizatihi bulundurulması ya da taşınması suç oluşturmadığı halde, adli emanetin 2012/41 sırasında kayıtlı 1 adet ses kayıt cihazının sanığa iade olunması yerine müsaderesine karar verilmesi,

Kanuna aykırı o[up, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, bu sebeplerden dalayı 5320 sayılı Kanun’un 8, maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 CMUK’un 321, maddesi uyarınca hükmün isteme uygun alarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

13.10.2014 tarihinde oybirliğiy[e karar verildi,