Yaptığımın Suç Olduğunu Bilmiyordum Ceza Alır mıyım

Yaptığımın Suç Olduğunu Bilmiyordum Ceza Alır mıyım

Ben xxx yaptım. Yaptığımın suç olduğunu bilmiyordum.

Ama savcılık hakkımda soruşturma açmış. Hapis cezası almam için hakkımda iddianame düzenlenmiş ve ceza davası açılmış. Yaptığımın suç olduğunu bilmeden yaptım ben. Suç olduğunu bilmediğim halde bana hapis cezası istenmesi mümkün müdür?

Hapse girmek istemiyorum. Hapse girmekten çok korkuyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum. Lütfen bana yardım edin.

*

Türk Ceza Kanunu‘nun 4. maddesine göre; Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.

Nitekim savcı da bu sebeple hakkınızda xxx suçundan hapis cezası ile cezalandırılmanız için ceza davası açmış.

Hapse girmek istememekte haklısınız, kimse hapse girmek istemez. İyi bir savunmaya ihtiyacınız var. Bir ceza avukatı ile görüşüp vekalet vermenizi ve sizi savunmasını sağlamanızı tavsiye ediyorum.

Ceza Avukatı İstanbul

Ceza Avukatı İstanbul

Suç mağduru olan veya bir suçun şüphelisi olan insanlar ceza avukatı desteğine ihtiyaç duyarlar. Çünkü sıradan vatandaşlar için karakol, polis, adliye, ceza davası, tutuklanma gibi kavramlar ürkütücü ve korkutucu kavramlardır.

Daha önce adliye, karakol, mahkeme görmemiş insanlar kaderin bir cilvesiyle bir anda kendilerini bu zorlu süreçte bulduklarında yanlarında onlara destek verecek bir insana ihtiyaç duyarlar. Bu durumlarda kişinin ailesi, sevenleri çoğunlukla kişinin yanında, destek verir durumda olurlar. Fakat ceza avukatının desteği çok daha önemlidir çünkü ceza avukatı samimi desteğinin yanında ceza hukuku ve yargılanma süreçleri konusunda da bilgiye ve uzmanlığa sahip bir kişidir. Bu yüzden adliyede, karakolda ceza avukatı desteği alabilmek, şüpheli olsun, mağdur olsun çok önemli ve gereklidir.

Ceza Avukatı İstanbul

Öte yandan İstanbul‘un yoğun temposu herkesin malumu zaten. İstanbul‘da yaşayan insanlar her gün koşturma içinde. Bu yoğun tempo içinde bir o oraya bir buraya koşuştururken bir anda suç mağduru veya suç şüphelisi haline gelivermek ayrı bir telaş yaratır ve gündem maddesi yaratır: Ceza avukatı İstanbul bulmak.

Vakit yoktur, konu acildir. Çoğunlukla suç şüphelisi olan kişi karakolda gözaltındadır. Ailesi de telaş içindedir. Bu telaş içinde bulmak milyonlarca insanın yaşadığı bir metropolde İstanbul ceza avukatı pek kolay olmuyor tabii.

Bir çok konuda olduğu gibi ceza avukatı İstanbul aramasında da internet ve arama motoru siteleri yardımına koşuyor insanların. İnternet ve arama motoru siteleri bir çok konuda olduğu gibi hukuk konusunda da insanların işini kolaylaştırıyor.

Eski sevgilim çıplak resimlerimi kargoyla aileme gönderdi

Eski sevgilim çıplak resimlerimi kargoyla aileme gönderdi

21 yaşında bir kızım. Birisiyle altı ay süren bir ilişkim oldu. Başlarda çok iyi anlaşıyorduk ama zaman ilerledikçe onun sorunlu bir insan olduğunu anladım ve ondan ayrıldım. Ama o benden ayrılmak istemedi. Ben seni çok seviyorum sensiz yapamam benden ayrılamazsın dedi. Ben ayrılmakta ısrar edince de iyice çirkefleşti. Benden ayrılırsan hayatını zindan ederim, sevişirken çektiğim görüntüleri ailene veririm seni rezil ederim insan içine çıkamazsın deyip tehdit etti.

Eski sevgilim çıplak görüntülerimi aileme gönderdi

Böyle karaktersiz birinden her şey beklenir diye korkuyordum ama madem beni seviyor bana zarar vermez diye düşünüyordum. Ama dün evimize bir kargo gelmiş annem almış. Korktuğum başıma geldi, bu psikopat benim çıplak görüntülerimi aileme göndermiş kargoyla.

Tabii ki aileme karşı çok zor durumda kaldım. Annem ve babam şikayet edelim diyorlar. Ailem duyduktan sonra artık benim kaybedeceğim bir şey kalmadı. Ona güvenerek çektirdiğim görüntülerimi ifşa eden bu ahlaksızdan şikayetçi olmak istiyorum. Ama ne yapacağımı bilmiyorum, bana yardımcı olur musunuz?

*

Eski sevgilinizin size yaptıkları ile tehdit, şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işlediğini düşünüyoruz. Şikayetçi olduğunuz taktirde hakkında ceza davası açılacağı ve büyük bir ihtimalle ceza alacağı kanaatindeyiz.

Sizi mağdur eden bu insana karşı bir ceza avukatı olarak yanınızda olup size destek vermek insani bir görevdir. Bize ulaştığınız taktirde size ihtiyaç duyduğunuz desteği vereceğimizden emin olabilirsiniz.

Konu ile ilgili emsal olabilecek bir Yargıtay kararını aşağıda bulabilirsiniz:

12. Ceza Dairesi 2014/19780 E. , 2015/3181 K.

“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Şantaj suçundan: TCK’nın 107/1, 52, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan: TCK’nın 134/2, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet

Şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Oluşa ve dosya kapsamına göre, sanık …’ın, aralarındaki arkadaşlık ilişkisini sona erdiren mağdur…’dan ayrılmak istemeyip, mağdura, kendisiyle tekrar birlikte olmadığı takdirde şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki görüntülerini yayacağı tehdidiyle şantajda bulunup, bir müddet sonra da, mağdurun bir kısmı çıplak olan çok sayıda resmini, kargo şirketi aracılığıyla mağdurun ailesine gönderdiği olayda,
Sanığın üzerine atılı şantaj ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulduğuna ve eylemlerin hukuki nitelendirmesine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; ancak, TCK’nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, aynı Kanun’un 3/1. maddesi gereğince işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, temel cezaların asgari hadden tayin edilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, hükmedilen hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmemiş ve ertelenmemiş olmasına, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştirilen husus dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 23.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Doktor, Doctor,

Doktor ameliyat sırasında karnımda cerrahi alet unutmuş

Doktor ameliyat sırasında karnımda cerrahi alet unutmuş

Hastalığım için ameliyat oldum. Ameliyat sonrasında sancılarım oldu. Kontrol için muayene edildiğimde karnımda bir ameliyat aleti unutulduğu anlaşıldı. Meğer doktor ameliyat sırasında karnımda cerrahi alet unutmuş.

Doktorun içimde unuttuğu aletin çıkarılması için tekrar ameliyat olmak zorunda kaldım. Aynı acıları bir daha çektim.

İşini doğru düzgün yapmayan bu doktoru şikayet etmek istiyorum. Ne yapmamı önerirsiniz?

*

Öncelikle geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Görevini yaparken gerekli ihtimamı göstermeyen doktor şüphesiz yaptığı ihmalinden sorumlu olacaktır.

Sizin tekrar ameliyat olmanıza sebep olması taksirle yaralama suçunu oluşturmuş olabilir. Görevi ihmal suçu veya görevi kötüye kullanma suçu oluşmuş olabilir. Net karar verebilmek için konunun detaylarını öğrenmemiz gerekiyor tabii ki.

Şikayetçi olduğunuz takdirde yapılacak soruşturma ve akabinde yapılabilecek ceza yargılaması neticesinde adalet yerini bulacaktır. Tüm süreç oldukça karmaşık işlemler gerektiren üzücü ve yorucu olacaktır. Bir ceza avukatı ile görüşüp destek almanızı öneriyoruz.

Öte yandan ceza yargılamasında mağdur olduğunuz yönünde karar çıkarsa tazminat davası da açabileceğinizi bilmenizde fayda görüyoruz.

*

Konu ile ilgili emsal olabilecek bir Yargıtay kararını aşağıda bulabilirsiniz:

9. Ceza Dairesi 2020/3991 E. , 2020/120 K.

“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Görevi kötüye kullanma
Hüküm : TCK’nın 257/2, 62, 50/1-a, 52/1-2.maddeleri uyarınca mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
… Hastanesinde doktor olarak görev yapan sanığın 18.03.2008 tarihinde katılanın bir şikayeti ile ilgili ameliyatını yaptığı sırada katılanın batında cerrahi mala unutulması ve daha sonra katılanın şikayetleri üzerine yeniden ameliyat olmasına sebebiyet vermesi şeklindeki eyleminin taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA, 17/03/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(MUHALİF)
MUHALEFET ŞERHİ:
Yukarıda esas numarası yazılı dosya için çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum. Şöyle ki:

Çözdürülmesi gereken hukuki sorun cerrahi doktor olarak görev yapan sanığın ameliyat sonrasında mağdurun vücudunda “cerrahi mala” olarak tabir edilen cerrahi ekipmanın vücutta kalmasıyla sonuçlanan eylemdeki sorunluluğunun kast ile mi taksir ile mi tanımlanacağı noktasında toplanmaktadır.
Bu aşamada öncelikli husus suç olduğu yolunda duraksama olmayan eylemin oluşum sürecinin bilinmesi olacaktır.
Sağlık Bakanlığı Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği (13.01.1983 tarihli ve 17927 mükerrer Resmi Gazete) yataklı tedavi kurumlarında çeşitli hizmetlerin uygulama esaslarını personelin görev ve yetkilerini ve sorumluluğunu belirler. Yönetmeliğin 8. maddesi hekimlere bu konuda bir sorumluluk vermektedir. Özellikle 16. madde ameliyathane hizmetlerini genel olarak tanımlar.
16/I madde ameliyathanelerin yönetimi hizmete hazır bulunması alet ve malzemelerin sağlanması burada çalışan personelin yönetimi ve eğitimlerinin yapılmasıyla genel cerrahi uzmanını görevlendirmiş olup bu cerrah baş tabipliğe karşı doğrudan sorumludur. 16/I-son fıkra sorumlu uzmanın emrinde çalışmak üzere gerekli görülen personelin görevlendirildiğini bildirmektedir.
16/IV ameliyat sonrası aşamayı bildirmektedir. Sorumlu cerrah bu aşamada 24 saat ile sınırlı olarak yine sorumlu tutulmuştur.
Benzer sorumlulukta 1219 sayılı yasa 70. maddede de bildirilmektedir.
Tekrar yönetmeliğe dönülecek olursa 114/1-e bendi hem 1219 sayılı yasaya atıfta bulunmakta hem de dinen hekim olan cerrahı ameliyat konusunda sorumlu tutmaktadır. Bu yönetmeliğe göre elimizde olan önemli bir dayanakta ameliyatı yapan uzmanın ameliyat sonrasında tuttuğu yazılı belgedir. Bu belgenin niteliği yönetmeliğin ek 52 maddesinde form 11 olarak yer almaktadır. Ameliyatın tamamlanma aşamasını teyit eden resmi belge ameliyatı yapan doktor tarafından imzalanarak süreç tamamlanmaktadır.
Yönetmelik 138. madde ameliyathane teknisyeninin görevini belirlerken aslında bunun sorumluluğunun da uzman doktorun sorumluluğunun alt kademesinde yer alacağını belirtir.
Tüm yukarıdakilere ek olarak yönetmelik 119. maddenin uzmanlık eğitimi gören asistan doktorların uzmanlık tüzüğüne göre yetiştirileceğini bildirmektedir.
Bu anlamda uygulamada var olan dayanaklardan biri de tüm hastaneler tarafından kendi bünyesine uyarlanarak temel alınan Sağlık Bakanlığı tarafından 36 nolu yönerge şeklinde tanımlanmış “güvenli cerrahi kontrol listesidir”. Her hastane bunu baz alarak kendi kontrol talimatnamesini oluşturmaktadır. Bu tür güvenli cerrahi kontrol listeleri operasyon sonunda ilgili cerrahın imzasıyla tamamlanır. (yönetmelik ek 12-13 nolu form)
Bu aşamalar irdelendiğinde operasyon aşamasında hem fiili olarak hem mevzuata göre ana idareci olan kontrol mekanizmasını elinde tutan kişi ameliyatı yapan uzman cerrahtır. İçeri alınan malzemenin sayımı ekip tarafından yapılmakta ve ameliyat sonrası sarf edilen malzeme yine ekip tarafından sayılmakta ise de neticede bunun sayılıp sayılmadığını kontrol etme yükümlülüğü ameliyatı tamamlayan belgede imzası bulunan cerraha aittir.
Sonuç itibariyle bu fiili durumun iyi irdelenmesi gerekir. Mevcut davada cerrahi malanın içeride bırakılması şeklindeki işlemde hem malzeme sayımı hem cerrahı asiste eden asistanın eylemine gözetim bakımından cerrah sanık tarafından kusurlu bir davranış vardır.
İlk tespitimiz budur.
İkinci olarak bu eylem sürecinde kusurlu olan hekimin bu kusurlunun kast mı yoksa taksir altında mı gerçekleştiği ceza yargılamasının asıl sorunudur. Sanık hakkında yargılama TCK 257/2 maddeden yapılmıştır. TCK 257. maddede korunan hukuki değer kamu idaresinin disiplinli, dürüst ve etkin şekilde hukuken belirlenen sınırlar çerçevesinde işlemesini sağlamak suretiyle kamu faaliyetlerinin gerek eşitlik gerek liyakat ilkeleri açısından adaletli şekilde yürütüldüğü hususunda toplum ve kamu idaresi arasındaki güven ve inancın korunmasıdır.
Mevcut davada sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu işlediği iddiası mevcuttur. Burada temel hareket noktası ihmali davranışın görevin gereğini yerine getirmeme şeklinde ortaya çıkmış olmaktadır. Yukarıda açıklanan mevzuat ve ameliyat aşamasındaki fiili uygulama dikkate alındığında sanık yürüttüğü görevle ilgili yasa, yönetmelik, talimatname gibi düzenleyici işlemlere ve kurallara uymamıştır. İşin teknik mecburiyetleri de fail tarafından yerine getirilmemiştir. Burada ihmal kavramını “kamu görevlisinin yerine getirmekle yükümlü olduğu işini yasal düzenlemelere göre ve işin tekniğine göre yapmamak” şeklinde anlamak ve tanımlamak gerekir.
Sayın çoğunluk sanık eyleminin TCK 89 madde çerçevesinde değerlendirilmesi yolunda bir görüş ortaya koymuştur. Burada 2 adet çekince mevcuttur. TCK 89. madde mevcut haliyle “meslek ve sanata acemiliktir” unsurunu taşımamaktadır. O halde bu ve benzeri davalarda kusur kavramını dar yorumlayarak TCK 89 maddenin zorunlu bir parçası olarak değerlendirmek hatalı olacaktır. Bu ve benzeri davalarda kusur kavramını failin kusurlu davranışının genel bir çerçevesi olarak tanımlamak kast ve taksir kavramını bu şemsiyenin altında görmek gerekir. İkinci çekince ise aslında kusur oluşturduğu söylenen eylemin hukuksal dayanaklarının (yönetmelik ve talimatnameler) bulunduğu ve eğer bu mevzuata doğru bir şekilde uyulsa idi işin teknik noktasında da hata yapılmayacağı hususunun
dikkate alınması gereğidir. Eğer sanık kendi söylediği gibi cerrahi malayı ameliyatı kapatma işlemini yapan asistanın içeride unuttuğunu söylüyor ise bu noktada iki ayrı alt başlıkta ihmal gösterdiği söylenecektir. Bunlardan birincisi, ameliyatın olma aşamasında asiste eden doktorun müstakilen sorumluluk almadığı ilgili tüzüğüne göre yetiştirilmek üzere orada bulunduğu ve onun davranış kontrolünün sanık tarafından yerine getirileceği noktasıdır. İkinci şey ise içeriye malzemeyi sayarak alan hemşire ya da teknisyenin ameliyat sonrası kullanılan malzeme hariç diğer malzemeyi sayması şeklindeki eylemin kontrolünde sanık tarafından yapılması gereğidir. Bu iki aşamayı da sanık doktor atlamıştır. Burada eylemin taksir kavramıyla açıklanma olanağı mevcut değildir.
Tüm yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde gerek sağlık mevzuatı gerek bir ameliyatın gerçekleştirilme süreci gerek TCK’daki kast ve taksir kavramları birlikte ele alındığında sanık eyleminin TCK 257/2 maddede yer alan ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarını oluşturduğunu düşünmekteyim. Bu nedenle sayın çoğunluğun eylemin TCK 89. madde çerçevesinde oluştuğu yolundaki görüşüne katılmıyorum.

Doktor, Doctor,

Yeğenim ameliyattan sonra vefat etti şikayetçiyiz

Yeğenim ameliyattan sonra vefat etti şikayetçiyiz

Sekiz yaşındaki yeğenim kasığında ağrı olduğu için doktora götürüldü. Doktor ameliyat edilmesi gerektiğini söyleyip ameliyat etti.

Ameliyattan sonra yeğenim kusmaya başladı. Defalarca kustu. Hemşire önce kusma normal dedi. Sonra nöbetçi doktora söyleyip müdahale ettiler. Yeğenimin kusmaları durmuş ama bu sefer de kasılmalar başlamış. Nöbetçi doktorlar müdahale etmiş. Durumunda düzelme olmayınca başka bir hastaneye sevk etmişler.

Öbür hastanede yeğenim hemen tekrar ameliyata alındı. Ama bir kaç gün sonra yeğenim vefat etti.

Biz doktorun yeğenimi yanlış ameliyat yaptığını ve ameliyat sonrası da yeğenimle ilgilenmediğini düşünüyoruz. Yeğenimin ölümünde doktorun rolü olduğunu düşünüyoruz. Doktordan şikayetçi olmayı düşünüyoruz. Ne yapmamızı önerirsiniz?

*

Anlattıklarınız ışığında olaya baktığımızda yeğeninizin ameliyattan sonra vefat etmesinde ameliyat eden doktorun veya diğer sağlık personelinin bir suçu veya ihmali olup olmadığının ortaya çıkarılması için araştırma yapılması gerektiği kanaatindeyiz; ki bu da ceza yargılaması ile olacaktır.

İlgili kişiler hakkında ceza davası açılması için şikayetçi olabilirsiniz.

Adli Tıp incelemesi ve diğer araştırmalar neticesinde yeğeninizin vefat sebebi ortaya çıkarılıp hata veya kusurları varsa sorumluların cezalandırılmaları gerekir.

Tüm süreçler oldukça karmaşık işlemler gerektiren üzücü ve yorucu olacaktır. Bir ceza avukatı ile görüşüp destek almanızı öneriyorum.

*

Konu ile ilgili emsal olabilecek bir Yargıtay kararını aşağıda bulabilirsiniz:

12. Ceza Dairesi 2016/2636 E. , 2016/12718 K.

“İçtihat Metni”
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat

Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanlar vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Olay tarihinde, 8 yaşında olan ölenin, sol kasıkta ağrı şikayeti ile sanığın genel cerrahi uzmanı olarak çalıştığı … Devlet Hastanesi’ne ailesi tarafından getirildiği, sanık doktor tarafından yapılan muayene sonucunda ölene inguinal herni tanısı konularak sanık doktor tarafından 04.03.2009 tarihinde ameliyat edildiği, ölenin ameliyattan 15 dakika sonra kusmaya başladığı, bu durumun aralıklarla saat 12.00 ‘a kadar devam ettiği, durumdan haberdar edilen hemşirenin, kusma halinin normal olduğunu söylediği, saat 14.30 sıralarında ölenin kusmuğunun renk ve yapı değiştirmesi üzerine hemşire tarafından anestezi doktorunun durumdan haberdar edildiği ve anestezi uzmanının önerisi üzerine ölene emadur fitil uygulandığı ancak kusmaların devam etmesi üzerine kusma önleyici ilaç tedavisine başlandığı, saat 22.30 sıralarında ölenin kusmalarının azaldığı ancak kasılmaların başladığı, ölenin gece saat 02.00 sıralarında durumunun ağırlaşması üzerine anestezi uzmanı ve nöbetçi doktorun sabah saat 06.00’a kadar ölene müdahale ettikleri, saat 07.00’da Kocaeli Devlet Hastanesi’ne sevkinin yapıldığı, sevk edildiği hastaneye entübe, şuur kapalı kabul edilen ölenin 10.03.2009 tarihinde ameliyat sonrası gelişen aşırı kusmaya bağlı elektrolit dengesizliği ve gelişen komplikasyonlar (akciger ödemi, beyin ödemi) sonucu öldüğü olayda; Adli Tıp 1. İhtisas Kurulu’nun 05.10.2011 tarihli raporunda ” Tıbbi belgelere göre Op.Dr. …’in koyduğu tanı ve yaptığı ameliyat tıp kurallarına uygun olduğu ancak postoperatif dönemde hastanın vizitini yapmamasının eksiklik olduğu”nun belirtilmesi ile yine Dairemizin 07.07.2014 tarih, 2013/21844 esas, 2014/16693 karar sayılı bozma ilamı sonrası alınan Adli Tıp Genel Kurulu’nun 27.08.2015 tarihli raporunda belirtildiği üzere ” …. küçüğün ölümünün ameliyat sonrası gelişen aşırı kusmaya bağlı elektrolit dengesizliği ve gelişen komplikasyonlardan (akciğer ödemi, beyin ödemi) meydana gelmiş olduğu, Op.Dr. … tarafından hastanın yatışı yapılarak ameliyat öncesi ameliyata hazırlanması, yapılan tetkikler ile tıbbi belgelere göre ameliyat kararı verilmesi ve yapılan ameliyatın tıbben uygun olduğu, ancak Op.Dr. …’in ameliyat sonrası serviste kontrol muayenesini yapmamasının bir eksiklik olduğu, ancak hastanın şikayetlerinin gece başladığı, Op.Dr….’in nöbetçi olmadığı, gece boyunca aranmadığı için klinik durumundaki kötüleşmeden haberi olmadığı, hekimin hastanın sevk edildiğini ertesi sabah öğrendiği birlikte değerlendirildiğinde; kişinin ölümü nedeniyle Op. Dr. …’e kusur atfedilemeyeceği, bu eksik eylem ile ölüm arasında illiyet bağı bulunmadığı, kişinin ameliyat sonrası takip, tedavi ve sevk işlemlerine katılan ilgili diğer hekimlere ve yardımcı sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği’nin belirtilmesi karşısında; sanığın eylemi ile netice arasında illiyet bağının kesin bir şekilde kurulamadığı, bu nedenle sanığın taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulamayacağı ancak bahsedilen raporlar ve tüm dosya kapsamından sanığın ameliyat sonrasındaki süreçte gerekli takip ve kontrol muayenesini yapma konusundaki ihmali nedeniyle, eyleminin TCK’nın 257/2. maddesindeki ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 16.11.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

"Veysel Danış'a Danış'ırsam bilirim"
diyorsanız Tıklayın